Kutuplaşma Mizahı

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan toplumsal hareket bayram seyran dinlemeyince, Saray’dan gelen telefonla elleri ayaklarına dolanan, ceketlerinin önünü ilikleyip bel bükerek, “Emredersiniz efendim” pozisyonuna geçen iktidar medyası kalemşörleri, yine “kutuplaşma”ya sarıldı.

Onlara göre, kutuplaşmanın nedeni başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, uyduruk gizli tanıklarla içeri atılan siyasiler, belediye başkanları, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, kayırmacılığa karşı çıkan gençler, anneler, babalar... Sokağa dökülen herkes toplumsal kutuplaşmadan sorumlu. AKP ve gittikçe minikleşen ortağı MHP ise pirüpak.

Onlara göre şunlar söylense, her şey yolunda gidecek, toplum huzur içinde olacak:

* Üniversiteyi bitirdim, elimde diplomam iş aramaya başladım. Allah benim cezamı versin ki, iş bulamayınca isyan ettim, ne büyük ayıp ettim.

* Üniversiteyi bitirdim iş başvurusu yaptım sözlü mülakata girdim. Her soruya doğru yanıt verdim ama işe alınmadım. Benim yerime AKP ilçe teşkilatı başkanının kuzeni işe alındı. Allah benim cezamı versin ki, heyetin bu haklı davranışını kabullenmedim, isyan edip sokağa çıktım, ayıp ettim.

* Bizim çocuklar da şeytana uymuşlar, sokağa çıkıp, ‘hak, hukuk, adalet’ diye bağırmışlar. Polis amcaları da “Hadi çocuklar evinize gidin” demek için, gözlerine biber gazı sıkmışlar, biraz da coplamışlar. Ay vallahi az bile yapmışlar. Hak etmiş keratalar. Biz de böyle cezaevleri önlerinde onlar çıksın da alalım eve götürelim diye bekliyoruz. Ne ayıp ediyoruz. Çıkarlarsa yürüyerek gelsinler eve, görsünler dünya kaç bucak. Vallahi kusura bakmayın milleti de bayramda kutuplaştırdık. Özür dileriz.

* Nankörüm ben nankör. 14 bin 469 lira emekli maaşım var. Gül gibi geçinip gidiyorum. Ama yok arkadaş, aç gözlüyüm ben, doymak bilmiyorum. Neden ben de her akşam manda yoğurduna bal karıştırıp yiyemiyor muşum, ejder meyveli smootie falan içemiyor muşum? Nerden aklıma geliyor bu sorular? Bu muhalif gazeteciler yazıyor ya, hep onların yüzünden. Geç de olsa ne kadar ayıp ettiğimi, toplumu kutuplaştırdığımı anladım.

* Neymiş efendim aldığımız maaş yetmiyormuş, aylar olmuş et falan yemiyor muşuz. E yiyoruz ya, bulursak makarna falan. Daha ne isteyelim. Yok arkadaş adam olmayız biz, buldukça bunar olduk. Zıkkımın kökünü yiyelim biz. Vallahi bak, ne gereği var şimdi 200-300 gram kıyma için ülkeyi kutuplaştırmaya.

* Yasin Bey’in oğlu daha lise sonda lüks arabalara biniyormuş da bizimki hala çocukluktan kalma tel araba sürüyormuş. Yasin Bey şöyle çalıyormuş, böyle çalıyormuş falan filan. Yalan efendim, yalan. Gözü kör mü bizim oğlanın, tel arabasından el arabasına geçsin. Vallahi iktidara yakınlar diye günahını alıyoruz Yesin Bey’in. Haksız yere kutuplaştırdık Yasin Bey, kusura bakmayın. Bir ricamız olacak da sizin iktidarla aranız iyi, bizim şu mühendis oğlana hani bi güzellik yapsanız da asgari ücretle bir iş... Ne iş olsa yapar vallahi.

* Bizim çocuklar gerçekten alem. Annelerini doldurup üzerime salıyorlar. Yıllar olmuş, tatil yüzü görmemişler. Her yaz karşıdaki boş arsada çadır kurarım, yanında da içi su dolu şişme havuz. Daha ne olsun, bu kadar nankörlük olur yani. Bundan sonra şişme havuz da yok. İşleri güçleri milleti galeyana getirip kutuplaştırmak.

Nasıl, ne güzel hayat di mi?.. İsviçre’de bile bulamazsın böyle hayatı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Ergan Arşivi