
Uğur Ergan
Manuel Aklın Hezimeti
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, toplumda AKP iktidarının hiç hesaplamadığı bir hareketliliğe neden oldu.
Özellikle genç neslin kendisine biat edeceğini düşünen AKP, Z kuşağının bu hareketliliğe öncülük etmesinin şaşkınlığı içinde. Geçmişin “Manuel aklı”yla kitleleri susturup korkutacağını sanan köhnemiş zihniyet, Z kuşağının “Dijital aklı” karşısında çırpındıkça batıyor.
“Manuel akıl” Türkiye’de nelerin olup bittiğinin yabancı basına anlatılmasını “Mandacı zihniyet” diye tanımlamaya uğraşadursun, Antalya sokaklarında polisin biber gazından kaçan “dijital akıl” ürünü Pikachu’nun “Eski Türkiye”yi tüm dünyada nasıl tuş ettiğinin farkında değil.
Z kuşağının hareketliliğinden, Türkiye’nin ünlü isimleri, sanatçıları da payını aldı. “Sessiz ve apolitik” olarak görülen ve bu özelliği stand up ve filmlerden tutun da birçok sanatsal etkinliğe konu edilen Z kuşağı, Instagram’da 5.9 milyon, X’te 16.4 milyon takipçisi olan Cem Yılmaz dahil birçok ismi, “sivil darbe”ye karşı şöyle veya böyle açıklama yapmak zorunda bıraktı. Z kuşak üretimi “Türk Matrix” fragmanı ise galiba “Eski Türkiye’nin manuel aklı”na vurulan en öldürücü darbelerden biri oldu.
SANATÇI ELEŞTİREL BAKMALI
Benim hayatımın da büyük bölümü “Manuel akıl” döneminde geçti ama “Dijital aklı” hayranlıkla izliyorum. Z kuşağının gerisinde kaldığımın farkındayım. Bu nedenle madara olmamak için fazla da bulaşmaya çekiniyorum. Ama Z kuşağının peşinden giden kitlelerin “Sanatçı eleştirel olmalı ve toplumun tepkisini dikkate almalı” teleplerine tam destek veriyorum.
Z kuşağına destek olmak için yapay zeka ChatGPT’ye yönelttiğim “Sanatçı neden eleştirel olmalı?” sorusunun yanıtını da buraya bırakayım. Belki faydası olur:
“Sanatçının eleştirel olması, sanatın toplumsal ve bireysel anlamdaki gücünden faydalanarak, mevcut durumları, sistemleri, normları sorgulamasına olanak tanır. Eleştiri, sanatçının sadece estetik değil, aynı zamanda düşünsel bir etki yaratmasına da yardımcı olur. İşte sanatçının eleştirel olmasının bazı nedenleri:
Toplumsal Duyarlılık: Sanat, toplumu yansıttığı gibi, toplumu da dönüştürebilir. Sanatçılar, toplumsal eşitsizlikleri, adaletsizlikleri veya insan hakları ihlallerini eleştirerek daha bilinçli bir toplum oluşturmaya katkıda bulunurlar.
Sorgulama ve İleriye Dönük Düşünme: Sanatçılar, toplumun kabul ettiği normları sorgulayarak, alışılmış düşünce biçimlerini kırarlar. Bu, bireylerin daha özgür düşünmesine ve yenilikçi yaklaşımlar geliştirmesine olanak tanır.
Değişim ve İlerleme: Sanat, eleştirel bir bakış açısıyla, değişim ve ilerlemeyi teşvik edebilir. Toplumun statükoyu kabullenmesini engelleyerek, yeni fikirlerin, teknolojilerin ve kültürel akımların kabulünü hızlandırır.
Sanatın Rolü: Sanat sadece güzellik yaratmakla kalmaz, aynı zamanda bir aracı olma işlevi de taşır. Eleştirel bir sanat, var olan sorunları vurgular ve bu sorunlara çözüm önerileri sunar ya da en azından düşündürür.
Bireysel İfade ve Kimlik: Sanatçıların eleştirel olmaları, onların kişisel kimliklerini ve fikirlerini özgürce ifade etmelerine olanak tanır. Bu, sanatçının dünyaya bakış açısını, değerlerini ve tepkilerini sanat aracılığıyla aktarmasına olanak verir.
Kısacası, sanatçının eleştirel olması, hem bireysel özgürlüğünü hem de toplumsal sorumluluğunu yerine getirmesi adına önemlidir.”