Darbeler ve siyasi mevtalar

27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007, 15 Temmuz 2016.

Bu tarihler, işin içinde doğrudan askerin olduğu, Türkiye’de kör topal da olsa işleyen demokrasiyi askıya alma ve siyaseti dizayn etme müdahaleleri. 1960 ve 1980 darbeleri doğrudan iktidarı devirdi ama sonrasında işaret ettikleri kaybetti. Diğer üçü ise muhtıra. 1971 ve 1997 ilk başta amacına ulaşsa da destekçileri silinip gitti. 2007 siyasi erkin (AKP iktidarı) dik duruşuyla ters tepti.

FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz’daki darbe girişimi ise toplumun her kesiminin karşı koymasıyla şehitler verilerek önlendi. Ama şurası bir gerçek ki, AKP iktidarı döneminde palazlanan ve uzunca bir dönem kol kola yürünülen FETÖ’cü hainlerin bu girişiminin perde arkasında neler yaşandı, siyasi bağlantıları nelerdi, tam olarak ortaya çıkmış değil.

Görür müyüz, göremez miyiz bilemem ama Türkiye’de darbe tarihlerini araştıracak olanlar, belgeleriyle saklananları, saklanmaya çalışılanları er veya geç ortaya çıkaracaklardır. Çünkü gerçeklerin er veya geç ortaya çıkma gibi huyları vardır.

Ve 19 Mart 2025. Diploması iptal edildikten sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 106 kişinin gözaltına alındığı tarih. Anamuhalefet CHP bunu “sivil darbe” olarak tanımladı. İmamoğlu’nun gözaltına alınmasından sonra CHP’nin çağrısı üzerine Ankara’da binlerce insanın katılımıyla yapılan eylemlerdeki her kesimden insanın görüşü de aynı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç istediği kadar açıklama yapabilir. Ama ona üzücü bir haberim var. Halk, Türkiye’de hep asker eliyle yapılan darbeler tarihine bir de “siyasi darbe” tanımını ekledi. “Türkiye darbeler tarihi” yazılırken, 19 Mart 2025’e “siyasi darbe” adı altında bir başlık açılacak. Tunç’a bir başka üzücü haberim de şu. İstediğiniz kadar “Soruşturmaları Cumhurbaşkanımızla ilişkilendirmek hadsizliktir” deyin, kalabalıkların yanıtı çok net; “Aklımızla alay etmekten bir türlü vazgeçmek istemiyorlar. Kendileri bilir.”

YALVARAN YANDAŞ

Aslında İmamoğlu’na destek için sokağa çıkanların bu söylediklerini, iktidar yanlısı medyada elleri titreyerek de olsa yazmaya çalışanlar var. Mesela Hürriyet’in Ahmet Hakan’ı. Adam ikinci kez “Etmeyin, eylemeyin, bırakın Ekrem’le, Mansur’la, Özgür’le uğraşmayı” diye yalvarıyor. “Yaptığınız siyasi operasyon olarak algılanıyor” diyor. O da sonu görüyor ama dinleyen kim?

Ankara’da İmamoğlu’na sahip çıkmak için sokağa çıkanların CHP yönetimine mesajlarını da aktarmasam olmaz. Kimle konuştuysam, herkes hepimizin bildiği “sarı öküz” hikayesini anlatıyor ve Sırbistan’da ülke genelinde hiç durmadan yapılan protestolar sonunda başbakanın istifa etmek zorunda kalmasını örnek gösteriyordu.

Halk, İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde başlatılan ve demokrasi çerçevesinde yapılan gösterilerin hiç ara vermeden sürmesini, büyümesini ve doğru yerlere kanalize edilmesini istiyor. Bugün için 35 ayrı yerde miting çağrısı yapılması, umarım CHP’nin halkın mesajını almaya başladığının göstergesi olsun.

YANDAŞ FISILTILARI

Gelelim, yandaşların başkentteki fısıltılarına:

“İmamoğlu’na yönelik operasyon Gezi ile de birleştirilecek. Bu kapsamda Türkiye’nin birçok ünlü iş insanı ve gazeteci gözaltına alınacak. İmamoğlu tutuklanacak ve yerine İstanbul valisi kayyım olarak atanacak. (Boşuna teröre destek iddianamesi hazırlanmadı.) Mansur da heveslenmesin, sıra onda. CHP kurultayı iptal edilecek. CHP, eski yönetime, yani Kemal Kılıçdaroğlu’na devredilecek. Bunu hem Erdoğan hem de Kılıçdaroğlu istiyor. (Tabii Kemal Bey’in hangi yüzle genel merkez merdivenlerini çıkacağı merak konusu olur).”

Velhasıl AKP yandaşlarında hakim hava, “Sandıkta yenilemeyen, siyasi yargı operasyonlarıyla götürülür.” Tüm bunların hepsi olabilir, şaşırmam. Ancak darbelere bel bağlayanların sonu sahada ve sandıkta bellidir. Bu saatten sonra, AKP artık hem Türkiye’de hem de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Türkiye’nin istikameti olan Batı’da siyasi mevtadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Ergan Arşivi