
Hüseyin Tapınç
Ünlüler
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi ve hemen sonrasında gözaltına alınmasının ardından, Türkiye’de muhalefetin öncülüğünü üniversite gençliği üstlendi.
Gençliğin CHP’yi meydanlara yönlendirmesiyle de toplumsal muhalefet yeni bir ivme kazandı.
CHP’nin düzenlediği Saraçhane mitinglerinin yayınlarının muhalif kanallarla sınırlı kalmasının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’deki herkesi mitingleri yayınlamayan kanalların yayınlarını izlememeye ve bu kanalların bağlı olduğu grupların ürün ve hizmetlerini boykot etmeye davet etti. Hatta ilerleyen günlerde İmamoğlu da CHP’nin başlattığı boykot çağrılarını destekleyerek, tüm medya ve iş dünyasını sessiz kalmamaya ve tarafını seçmeye çağırdı.
Türkiye, Ramazan Bayramı’na mitingler, boykot çağrıları ve sokak gösterilerinin şekillendirdiği yeni bir toplumsal muhalefet yapısıyla girdi. Ancak bayram havasını en çok bozan gelişme, 300’ün üzerinde gencin gözaltına alınması ve tutuklanması oldu.
Toplum, bayram süresince bu gençlerin serbest bırakılması için çağrıda bulundu ve sosyal medyada kampanyalar düzenledi.
Yüzlerce gencin gözaltında olduğu ve tutuklandığı günlerde toplumun dikkatini çevirdiği kesimlerden biri de ünlüler oldu. Toplum, gençlerin serbest kalması için ünlü isimlerin ses çıkarmasını bekledi.
Toplumların kriz anlarında ünlü isimlerden ya da toplumda sözü geçen kişilerden destek beklemesinin birçok nedeni bulunuyor.
Bu nedenlerin başında, şüphesiz ki ünlü isimlerin geniş kitlelere ulaşma gücü yer alıyor. Özellikle sosyal medya çağında, bu kişiler tek bir mesajlarıyla milyonlarca kişiye erişebiliyor, farkındalık yaratabiliyor ya da insanların düşüncelerini etkileyebiliyorlar. Ünlü isimler, günümüzde başarılı bir iletişim ve erişim operasyonunun kilit noktasında yer alıyorlar.
İkinci olarak, çağımızda eski etkilerini kısmen yitirmiş olsalar da ünlülerin hâlâ birçok insan için rol model olma güçleri devam ediyor. İnsanlar, ünlülerin belirli konularda ne düşündüğünü merak ediyor; onların sahip oldukları bu rol model etkisinden yararlanarak toplumu etkilemelerini ve bazı bireyleri cesaretlendirmelerini bekliyor.
Üçüncü olarak, toplumsal çatışma ya da kriz anlarında insanlar yalnız hissetmemek, bir grubun parçası olmak ve ortak değerlerde buluşmak ister. Bu nedenle, ünlülerin ses çıkarmasını ve toplumsal dayanışma hissinin bir parçası olmasını beklerler. Ünlüler, bu dönemlerde toplumu bir arada tutan bir tutkal işlevi görebilir.
Yüzlerce gencin gözaltında olduğu ya da tutuklandığı bu günlerde, toplum özellikle Sezen Aksu, Tarkan ve Cem Yılmaz gibi isimlerin toplumsal vicdanının sesi olmasını bekledi. Birçok ünlü isim de bu çağrıya kayıtsız kalmayarak bayram günlerinde sosyal medya hesaplarından gençlere yönelik mesajlarını paylaştı. Öne çıkan bazı paylaşımlar şöyleydi:
“Her zaman gençlerimizin yanında, özgür düşüncenin, diyaloğun ve adaletin destekçisi olacağım” - Ajda Pekkan; “Anasının, babasının elini öpemeyen gençler içerideyken bana bayram yok” – Kıvanç Tatlıtuğ; “Bayram arifesinde en büyük dileğim ise masum çocukların ve gençlerin serbest bırakılıp özgürlüğüne kavuşması” - Tarkan.
Bugün hâlâ yüzlerce genç ya tutuklu ya da gözaltında. Bayram tatili ve sonrasına eklenen idari tatil nedeniyle temposu düşen toplumsal muhalefetin en önemli taşıyıcısı olan bu gençlerin geleceğini korumak ve onlara sahip çıkmak hepimizin en önemli görevi. Bu konuda son sözü, toplumsal vicdanımızın en önemli temsilcilerinden biri olan Sezen Aksu’ya bırakıyorum:
“Aklıselime çağrımdır!
Hepimize ait olan biricik vatanımızın içine düşürüldüğü bu durumdan fiziki acıdan çok daha ağrılı, sancılı, derin bir üzüntü içindeyim.
Beni dinlemeyeceklerini hissetsem de sorumlulara seslenmeyi görev biliyorum.
Bu kadar insanın sesini dinlemek, onları anlamak, tüm uygulamalarınızı hukuka uygun yapmak, insan haklarını asla ihlal etmemek, hele geleceğimiz gençlerimizi gözünüz gibi korumak, ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımıza karşı sizin görevinizdir.
Bu söylediklerimi makulün ölçütü ile değerlendirmeniz umuduyla…”