Ella’nın ebeveynlerine benzer ebeveyn modelleri de oldukça fazla sayıda.
Onun gibi milyonlarca çocuğun görüntüsü her saniye ilgi budalası ebeveynleri tarafından, kâh sevimli bulduklarından kâh anı ölümsüzleştirmek istediklerinden kâh marka iştahı kabardıklarında onlar üzerinden ticari amaçlar güttüklerinden, sosyal medya hesaplarına yükleniyor; etkileşim alıyor, etrafa yayılıyor, paylaşılıyor.
Ancak geriye kalıcı bir anı kalması için çekmecelerde saklanan fotoğraf albümü yapmayı pek tercih etmiyorlar.
Sosyal Medya Üzerinden Paylaşımın Boyutları
ABD’de iki sene önce SecurityORG tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, ebeveynlerin yüzde 75’i, çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşıyor; yüzde 80’inden fazlası çocuklarının gerçek isimlerini kullanıyor. Bu fotoğrafları sosyal medyaya yüklemeden önce ise sadece dörtte biri çocuklarından izin alıyor.
Son araştırmalara göre ise, ortalama beş yaşındaki bir çocuğun izni alınmadan çevrimiçi ortamda o yaşına kadar yaklaşık 1.500 görüntüsü birikmiş oluyor. Bu görüntülerin çoğu, çocuğun sonraki yıllarda dijital itibarını zedeliyor, ona dair kişisel verileri güvensiz hale getiriyor.
2030 yılına kadar ise, kimlik hırsızlıklarının üçte ikisinin bu şekilde çevrimiçi paylaşılmış görüntüler üzerinden olması bekleniyor. Zira aileler çocuklarının fotoğraflarını paylaşırken beraberinde onun tüm kimlik detaylarını da internetin uçsuz bucaksız ortamına salıveriyorlar: İsimden yaş aralığına, adrese, fiziksel özelliklere, okuduğu okula, gittiği kursa dek… Bunun sonucunda veri hırsızları için yüz tanımadan pedofiliye dek birçok “açık bilgi” ortalığa saçılıyor.
Ancak her 10 ebeveynden sekizi, hiç tanımadıkları takipçilere sahip.
Gelişmiş Batı ülkelerinde bir süredir “sharenting” (her şeyi sosyal medyada paylaşan ebeveynleri tanımlamak üzere) denen bu konuda artan bir farkındalık söz konusu. Avrupa parlamenterleri üzerinde baskı grupları, bu konuda spesifik bir mevzuat geliştirilmesi ve bağlayıcı kurallar getirilmesi için lobi yapıyorlar.
Çarpıcı Kamu Spotu
Geçtiğimiz günlerde ise, Almanya’da #ShareWithCare kampanyası çerçevesinde Deutsche Telekom ve adam&eveBERLIN isimli kreatif ajans, çarpıcı bir kamu spotu hazırladı, hem de yatıp kalkıp kendisinden bahsettiğimiz o ünlü “yapay zekâ” aracılığıyla…
Teknoloji tarihinde ilk kez dokuz yaşında bir çocuğun sanal olarak yaşlandırılmış derin sahte (deepfake) görüntüsü yaratılarak yetişkin bir kadın gibi konuşması sağlandı. Yapay zekâ aslında kendisi ve tüm bir çocuk neslinin temsilcisi olarak çocuk görüntülerinin çevrimiçi paylaşımı hakkında bizi uyarmış oldu.
Ella’nın tek bir fotoğraf ve yapay zekâ kullanarak yetişkin hali oluşturularak, anne ve babasının güya film izlemek üzere gittiği sinema salonunun dev ekranında gösterime girdi.
Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez(cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi almak için Çerez politikamızı gözden geçirebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.